Yıllık Arşivler: 2018

Elbet Bu Histeri Bitecek!

2018-07-29T22:36:41+03:00

Son yıllarda Türk eğitim sistemi bir sarmalın içerisine girdi: "Sınavlar çıkmazı." Değiştirilen sistem ve nihayetinde her yıl denenen yeni sınavlar, artık öğrencileri canından bezdirmiş halde. Çağın çok gerisinde kalan ve maalesef güncel hiç bir soruna çare bulamayan bu eğitim sisteminin ürünü olan sınavlar, inanıyorum ki yakında tedavülden kalkacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı uzun yıllardır yapılandırmacı eğitim- yenilikçi bir sistem- üzerine çalışıyor. Çok büyük ve uzun uğraşlar gerektiren bir süreç, kabul etmek gerekli. Elbette, bunun bir anda olmasını beklemek safdillik olur. Ama günü geldiğinde hiç kimse bu değişime karşı koyamayacak ve yeniliklerin karşısında, bu sistemi kabul etmek zorunda kalacak. Peki, bizler o güne ne kadar hazırlıklıyız? Geçenlerde okuduğum bir yazının size ana fikrinden bahsetmek istiyorum. Öğretmenlik hakkındaydı. Öğretmen kelimesinin etimolojik yapısından hareketle, nasıl yanlış bir mana yüklendiğinden bahsediyordu. Öğretmen, aslında öğrencilere farkındalık oluşturmak için onlara rehberlik eden kişi olması gerekirken, maalesef bu sistem içerisinde sadece bilgiyi aktaran kişi konumunda. Fakat bu sistem dahilinde, karşısındaki öğrenci açlığının farkında bile değil. Tok ağırlamak zordur atasözü minvalinde, istemeyen öğrenciye bir şey öğretmek hem çok güç hem de bir o kadar da can sıkıcıdır. Öğrenciler, bu çağın çocukları yani "tablet neslinin" çocuklarıdır. Yani bilgi sadece bir kaç saniye uzağında yer alıyor onların. Tekrardan ezberi bir bilgiyi onlara aktarmak hatta bu bilgiyi ezberletmeye çalışmak, sadece kaynakların gereksiz ve bir o kadar da yanlış kullanılmasına yol açacaktır. Her şeyden önce bu çocuklara açlıklarını hissettirmeliyiz. Problem durumunu fark ettirmeden çocuklara çözüm yollarını göstermeye çalışmak, anlamsızca bir hareketten başka bir şey olmayacaktır. Ortada gerçekten de çok büyük bir problem var; ama maalesef öğrenciler bu durumdan bi-haber. Aileler çocukların yerine risk alıp, taşı tek başına kaldırmaya çalışıyor, çocuk da bu süreçte elini taşın altına sokmaktan bile kaçınıyor. Doğru hedefler belirlemek, başarıya gidecek yolda en önemli adımdır. Çoğu öğrenciye gelecekte ne iş yapmak istiyorsun? diye sorduğumda adeta her biri ezberletilmiş gibi, "doktor, avukat ya da mühendis" diyor. Bunlar geçen yüz yılın trend meslekleri olsa da artık, günümüzde bu mesleklerin yerini daha farklı ve belki de başarılı meslek dalları aldı.  Artık günümüz "iletişim" çağı. Hangi mesleği yapacaksanız yapın yanında "iletişim" olmayan bir meslek size gelecekte kazandırmayacaktır. Google, Facebook, Instagram vb. gibi dev şirketler geleceğe yön verecek. Gelecek tamamen iletişim çağı olacak. Bu nedenle, şimdiden yarınlara yatırım yapmak istiyorsak kendimizi çağın gereklerine açık ve hazır olarak yetiştirmemiz gerekiyor. Yaptığınız veya yapacağınız işte vazgeçilmez olmak istiyorsanız, çağın tüm gereklerini de yerine getirmeniz gerekiyor. Bir çok şirket belki de gelecek 10 yılda tarihe karışacak. Yazılım ve kodlama bilmeyenlerin işi gerçekten de zor olacağa benziyor. Kısa zamanda iş başvurularında sadece "facebook ya da twitter" hesabınızın adını verin yeterli demeye başlayan şirketler oldu. Varın gelecek 10 yılı siz hayal edin. Sisteme kızmak bize bir şey kazandırmaz, krizi fırsata çevirin. Biliyorum istesek çok açığını sayar dökeriz bu sistemin. Peki, bize ya da size bunun ne kazancı olacak? Ben yerinize cevaplayayım :" Hiç bir şey" Krizi fırsata çevirmek sizin elinizde, neler yapabilirsiniz? Size bir kaç başlıkta sıralayım; Yabancı dil öğrenin. ( Konuşmak da çok önemli ama akademik olarak İngilizcenizi geliştirin. Yabancı kaynaklardan makaleler okuyun. Gelecekte yapmak istediğiniz işle alakalı yapılan çalışmaları okuyun. Günceli [...]

Elbet Bu Histeri Bitecek!2018-07-29T22:36:41+03:00

NEDEN “HIZLI OKUMA” YAPMALIYIZ?

2018-07-29T22:32:28+03:00

Son günlerde en çok duyduğum soruların başında geliyor: "- Hocam, neden hızlı okuma yapmalıyız?" Gelişen ve değişen dünyada, son 10 yılda neredeyse hiç bir şey eskisi gibi kalmadı. Özellikle akıllı telefonların, tabletlerin, bilgisayarların bu kadar fazlalaşması ve yine bu kadar kolay ulaşılabilir olması, bu teknolojik cihazlara sahip olmayan kimseyi bırakmadı. Bu teknolojinin mirası da bizlere, dikkat dağınıklığı ya da diğer adıyla hiperaktivite oldu. Geçen 10 yılda neredeyse 10 çocuğun 2'sinde bu duruma rastlanırken, şimdilerde sayı 6-7'ye kadar çıkmış bulunmakta maalesef. Haliyle bu durumda öğrencilerin okuma ve anlama hızlarını geriletiyor. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki, günümüzde okuma hızı geçen yıllara oranla çok daha düştü ve anlamayı da bir o kadar azalttı. Bu duruma bizzat ben de şahit olmaktayım. Öğrencilerin son yıllarda en çok şikayet ettiği derslerin başında Türkçe geliyor çünkü, neredeyse en fazla zaman harcadıkları ve yine en fazla yanlış yaptıkları ders oldu. TEOG, YGS, ALES gibi sınavlarda okumaya yönelik soruların hem çok zaman alması hem de çok fazla yanlış yaptırması öğrencileri baya zorlamakta. Bunun önüne geçebilmek için de öğrenciler daha fazla test sorusu çözüyor fakat yine de pek bir ilerleme katedemiyorlar. Hızlı Okuma Nedir? Hızlı okuma, ilk defa 2. Dünya Savaşı sırasında İngiliz Pilotların kendi uçaklarını vurmaması için, uçakların üzerindeki harfleri- stres anında da- hızlı bir biçimde okuması için denenmiş. Elde edilen başarı şaşırtıcı derecede yüksek olunca, savaş sonrasında hızlı okumaya uyarlanmıştır. Normal (vasat) bir okur dakikada 150-200 kelime okumaktadır. Okuma hızı düştükçe -sanılanın da aksine- anlama hızı da düşecektir. (Bir çok öğrenci hızlı okunduğunda anlamadığını savunmaktadır.) Unutmayalım ki, göz hiç bir zaman beyinden daha hızlı çalışamaz. Hızlı okuma sayesinde, anlayarak okuma hızınızı 2-3 kat geliştirerek tüm okuma sorunlarınızdan kurtulabilirsiniz. Bu sayede hem hızlı okuma yöntemlerini öğrenip hem de okuduklarınızı daha iyi anlayabilirsiniz. Etkili okuma sistemi 4 adımdan oluşup, okuyucu için okuma hızını ve okuduklarını anlama yeteneklerini geliştiren, gereksinim duyulan bilgiye hızlı bir biçimde ulaşmalarını sağlayan bir sistemdir. Uygulamanın tam anlamıyla uygulanmasıyla, 2-5 haftalık bir süre sonunda, okuyucunun hız grafiği ortalama 2-4 kat arttığı gibi, anlama yeteneği de önemli ölçüde yükselir. Bu şu anlama gelir: Hızlı okuma tekniklerini uygulayan bir okur "20 saatte 4 adet 450 sayfalık bir kitabı bitirebilir." Peki, nasıl hızlı okuruz? Bir eve yukarıdan bakıldığında bakış net ve kapsayıcıdır. Böyle bir durumda evin odaları bir şey ifade etmiyorken evi olduğu gibi görürüz. Tam bu noktada asıl olan bakış açısı ve onun kapladığı alandır. Aynı şekilde ağaçlık bir arazide, ağaç şekillerini ona ait yer şekillerinde ortalama ne kadar ağaç olduğunu algılayamayız. Hızımız da ifadesiz kalır, ancak bakış açımızı genişlettiğimizde (kuş bakışı) tüm bu özellikleri kavramamız daha kolay olur. Bütün, başlı başına bir tektir. Parçaların toplamı şeklindeki tarif bile yeterli bir ifade değildir. Çünkü her bütün kendisinin parçasıdır. Örneğin; sayfa sözcükler yanında bütündür, kitabın yanında parçadır. Eğer paragrafları parça olarak kabul edersek ve bu tekniklerle çalışmalarımızı hızlandırırsak yol kat ederiz. Kısacası, okumaya yeni başlayan bir çocuğa, gün gelip de harfleri bir bütün olarak göreceği, tek tek hecelemeden okuyabileceği söylendiğindeki şaşkınlık, çoğu kimse için de "hızlı okumada" yaşanmaktadır. Hızlı okuma bir tekniktir ve çalışmayı gerektirir. İstenildiğinde çok hızlı okuyabilen öğrencilerim olduğu için sizlere, imkansızı değil [...]

NEDEN “HIZLI OKUMA” YAPMALIYIZ?2018-07-29T22:32:28+03:00
Go to Top